Haberler & Duyurular
Derhanelerin Eğitime Katkısı
Final Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı ve TÖDER Başkan Yardımcısı İbrahim TAŞEL, “Türk eğitiminin çok önemli eksikleri, çok önemli sorunları var. Ama sanki bu sorunların hiçbir tanesi yokmuş gibi ve Türkiye’deki eğitimin tek sorunu dershanelerin varlığıymış gibi son derece yanlış bir noktadan hareket ediliyor. Maalesef Türkiye’de dershanelerden söz ederek eğitimin çok önemli sorunları da geri plana atılıyor.” dedi.
TAŞEL, CNN TÜRK’te yayınlanan “Başarıya Doğru” adlı programda yaptığı açıklamada, Türkiye’de özel öğretim kurumları içerisinde dershanelerin çok önemli bir yeri olduğunu ifade etti.
Dershanelerin hem yöreler arasında hem de okul farklılıkları arasındaki eşitsizliği ortadan kaldırdığını vurgulayan TAŞEL, “Bunun en bariz ıspatı dershanelerin Anadolu’ya yaygınlaşmasından sonra Ankara’nın doğusunda kalan bölgelerde de derecelerin çıkmasıdır. İşte bu eğitimin farkı olarak karşımıza çıkıyor.” diye konuştu.
Türkiye’de dershanelerin ihtiyaçtan kaynaklanmış kurumlar olduğunu vurgulayan TAŞEL, şöyle konuştu: “Türkiye’de şuanda 4 bin civarında dershane var. Bunlar tabi Milli Eğitim’in kaydına girmiş olan kuruluşlar. Ama bir bu kadar da gayri resmi, kenarda köşede, hukuki yanı olmayan yada Milli Eğitim’in kontrolünde olmayan birtakım etüt merkezleri yada dershane benzeri kuruluşlar şeklinde çalışanlar da var. Ama biz tabi resmi kurum durumunda bulunan dershaneler üzerinde konuşacağız.
Dershaneler özel eğitim kurumları genel müdürlüğü bünyesinde çalışan, öğretmenleri milli Eğitim Bakanlığı’ndan atamalıdır ve bütün yönleriyle 7 kurum tarafından denetlenir. Bütün denetleyici kuruluşların denetlediği ve Türkiye’de en çok denetlenen kurumlardan biri olarak görev yapıyor dershaleneler. Şimdi tabi dershaneler Türkiye’de çok hamasi nutuklarla eleştiriliyor. Yani her çıkan yada her seçilen yada her göreve gelen ‘Türkiye’de bu kadar dershane neden var. Bu kadar dershanenin olması eğitimin önemli bir eksiğidir’ gibi bir suçlamayla başlıyor. Tabiî ki okullar gibi bir kurum varken ayrı bir ara kurumun olması insanın ister istemez dikkatini çekiyor. Fakat Türkiye’de özel öğretim kurumları içerisinde dershanelerin çok önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. Ben 30 yıldır dershanecilik yapıyorum. Anadolu’nun eğitim imkanları son derece kıt olan bir şehirde başladık çalışmalara. Elazığ’da başladık ve bugün Türkiye’nin dört bir yanında dershanecilik yapıyoruz. Çok enteresan bir şekilde görüyoruz ki Türk eğitiminin çok önemli eksikleri çok önemli sorunları var. Ama sanki bu sorunların hiçbir tanesi yokmuş gibi ve Türkiye’deki eğitimin tek sorunu Türkiye’de dershanelerin varlığıymış gibi son derece yanlış bir noktadan hareket ediliyor ve maalesef Türkiye’de dershanelerden söz ederek eğitimin çok önemli sorunları da geri plana atılıyor ve bastırılıyor.”
-ÖĞRENCİLER ARAYIŞ İÇERİSİNDE-
TAŞEL konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’de dershaneler ihtiyaçtan kaynaklanmış kurumlardır. Bu ihtiyaç şudur. Elbetteki okullarımızda Milli Eğitim Bakanlığı’nın imkanları sınırlıdır. Ellerinden gelen her şeyi yaptıkları halde öğrencilerin ufak tefek eksikleri kalmaktadır. Diyelimki herhangi bir şehrimizde bir çocuğumuza temel matematik öğretmen gerekiyor ama gittiği okulda bunu tamamlayamıyor. Bu öğrenciden de olabilir, öğretmenden de olabilir, okulun imkanlarında da olabilir. Her ne surette olursa olsun, bir bakıyorsunuz ki matematikte, fizikte, kimyada eksiği var. Bunu bir şekilde tamamlaması lazım. Nasıl tamamlayacak? Birçok yol var. Ya özel ders alır, ya okuldaki öğretmenlerine tekrar başvurarak ders alır yada bu eksiklerini gidermek üzere bir kuruma başvurur. İşte bu başvuru kurumu dershaneler oluyor. Türkiye’nin temelinde bu var. Ayrıca Türkiye’de gerçekten temel dersler bazında çok ciddi eksiklikler olduğunu da biliyoruz. Şimdi tabi zaten temel bakış açısında yanlışlık var. Dershaneler, öğrencilere temel ders öğretme amacıyla kurulmuş kurumlardır. Sadece sınava hazırlayan yada sadece teste hazırlayan kurumlar değildir. Bugün dershanelerimizin bazılarında fen bilgisi laboratuarlarımız bile var. Çocuklar okullarında gidemedikleri laboratuarlara bile götürülebiliyor. Okuma salonları var. Okuma yazma yarışmaları düzenleniyor. Yani sadece sınavlara, SBS’ye, yada ÖSS’ye, LGS’ye hazırlayan kurumlar değil dershaneler. Dershaneler Türkiye’de eğitimin bir parçası. Temel matematik öğreten, temel derslerin ana işleyişinin yapıldığı kurumlar durumda. Dolayısıyla bu bakış açısından bakıldığında dershaneler Türkiye’de eğitimin kalitesini artıran kurumlar olarak karşımıza çıkıyor.”
-DÜNYADA DERSHANECİLİK-
Dershanelerin sınav sisteminin oluşturduğu bir kurum olarak görülmemesi gerektiğini belirten TAŞEL, şunları söyledi: “Dünyanın her yerinde dershane var. Araştırdığım kadarıyla 29 tane ülkede dershane var ve bunların tamamı gelişmiş ülke. Mesela Amerika’da dershane var. Amerika’da dershaneler 17 farklı kurs için öğrenci yetiştiriyor ve temel ders düzeyini yükseltmeye yönelik çalışmalar da yapıyorlar. Mesela bin tane şubesi olan dershaneler var. Mesela ben bir kurumu inceledim, dünya çapında da şubeleri var ve 1 milyar dolar cirosu olan dershaneler var. Mesela komşumuz olan Yunanistan’da dershaneler var. İlginç olan bir şey daha var. Yunanistan da üniversite sınavına giren öğrenci sayısı ve üniversite kontenjanları düşünüldüğünde 400 bin öğrenci alabiliyorlar üniversiteye ama 380 bin aday giriyor sınava. Yani Açık bile var. Ama yine de dershaneler var. Neden çünkü insanlar kendisi için doğru olan üniversiteyi seçmeye gayret ediyor.
Dolayısıyla dershaneler sınav sisteminin oluşturduğu bir kurum olarak görülmemeli. Dershaneler Türkiye’de eğitimin yada okulların alternatifi olarak görülmemeli. Okulların tamamlayıcısı, kardeşi olarak görülmeli.”
-DERSHANELERİN EĞİTİME KATKISI-
TAŞEL, dershanelerin eğitime katkısının asla göz ardı edilemeyeceğini savunarak, Türkiye’de insanların sağlık sektöründe daha kaliteli hizmet alma hakkı olduğu gibi eğitimde de kaliteli hizmet alma hakkına sahip olduğuna işaret etti.
TAŞEL, şöyle konuştu, “Biz özellikle şunu gözlemliyoruz. Mesela bir öğrenci dershaneye başladığı zaman bir bakıyoruz ilk yaptığımız sınavlarda 5-6 tane matematik soruyu çözüyor koskoca bir testin içerisinde. Ama sonuna doğru bir bakıyorsunuz, tamamına yakın soruları doğru cevaplamış. Yani bu gelişimi çok net bir şekilde izliyoruz. Eğiteme para ayırdığı için vatandaş bunun karşılığını istiyor. Sen de kaliteli olmak zorundasın, iyi olmak zorundasın. Bu anlamda dershanelerin eğitime kalite kattığını hiçbir zaman göz ardı etmemek lazım. Türkiye’de nasıl ki sağlık sektöründe daha kaliteli hizmet almak isteyen özel hastaneye gidiyorsa iyi matematik, iyi fizik, iyi fen bilgisi öğrenmek isteyen de bir kursa gidebilir. Bu bir arz talep meselesidir. Vatandaşın ihtiyacı varsa gelir sağlık hizmeti aldığı gibi eğitim hizmeti de alır.”
TAŞEL, öğrencilere burs konusunda da yardımcı olduklarını belirterek her beş öğrenciden birine burs sağladıklarını ifade etti
TAŞEL, CNN TÜRK’te yayınlanan “Başarıya Doğru” adlı programda yaptığı açıklamada, Türkiye’de özel öğretim kurumları içerisinde dershanelerin çok önemli bir yeri olduğunu ifade etti.
Dershanelerin hem yöreler arasında hem de okul farklılıkları arasındaki eşitsizliği ortadan kaldırdığını vurgulayan TAŞEL, “Bunun en bariz ıspatı dershanelerin Anadolu’ya yaygınlaşmasından sonra Ankara’nın doğusunda kalan bölgelerde de derecelerin çıkmasıdır. İşte bu eğitimin farkı olarak karşımıza çıkıyor.” diye konuştu.
Türkiye’de dershanelerin ihtiyaçtan kaynaklanmış kurumlar olduğunu vurgulayan TAŞEL, şöyle konuştu: “Türkiye’de şuanda 4 bin civarında dershane var. Bunlar tabi Milli Eğitim’in kaydına girmiş olan kuruluşlar. Ama bir bu kadar da gayri resmi, kenarda köşede, hukuki yanı olmayan yada Milli Eğitim’in kontrolünde olmayan birtakım etüt merkezleri yada dershane benzeri kuruluşlar şeklinde çalışanlar da var. Ama biz tabi resmi kurum durumunda bulunan dershaneler üzerinde konuşacağız.
Dershaneler özel eğitim kurumları genel müdürlüğü bünyesinde çalışan, öğretmenleri milli Eğitim Bakanlığı’ndan atamalıdır ve bütün yönleriyle 7 kurum tarafından denetlenir. Bütün denetleyici kuruluşların denetlediği ve Türkiye’de en çok denetlenen kurumlardan biri olarak görev yapıyor dershaleneler. Şimdi tabi dershaneler Türkiye’de çok hamasi nutuklarla eleştiriliyor. Yani her çıkan yada her seçilen yada her göreve gelen ‘Türkiye’de bu kadar dershane neden var. Bu kadar dershanenin olması eğitimin önemli bir eksiğidir’ gibi bir suçlamayla başlıyor. Tabiî ki okullar gibi bir kurum varken ayrı bir ara kurumun olması insanın ister istemez dikkatini çekiyor. Fakat Türkiye’de özel öğretim kurumları içerisinde dershanelerin çok önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. Ben 30 yıldır dershanecilik yapıyorum. Anadolu’nun eğitim imkanları son derece kıt olan bir şehirde başladık çalışmalara. Elazığ’da başladık ve bugün Türkiye’nin dört bir yanında dershanecilik yapıyoruz. Çok enteresan bir şekilde görüyoruz ki Türk eğitiminin çok önemli eksikleri çok önemli sorunları var. Ama sanki bu sorunların hiçbir tanesi yokmuş gibi ve Türkiye’deki eğitimin tek sorunu Türkiye’de dershanelerin varlığıymış gibi son derece yanlış bir noktadan hareket ediliyor ve maalesef Türkiye’de dershanelerden söz ederek eğitimin çok önemli sorunları da geri plana atılıyor ve bastırılıyor.”
-ÖĞRENCİLER ARAYIŞ İÇERİSİNDE-
TAŞEL konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye’de dershaneler ihtiyaçtan kaynaklanmış kurumlardır. Bu ihtiyaç şudur. Elbetteki okullarımızda Milli Eğitim Bakanlığı’nın imkanları sınırlıdır. Ellerinden gelen her şeyi yaptıkları halde öğrencilerin ufak tefek eksikleri kalmaktadır. Diyelimki herhangi bir şehrimizde bir çocuğumuza temel matematik öğretmen gerekiyor ama gittiği okulda bunu tamamlayamıyor. Bu öğrenciden de olabilir, öğretmenden de olabilir, okulun imkanlarında da olabilir. Her ne surette olursa olsun, bir bakıyorsunuz ki matematikte, fizikte, kimyada eksiği var. Bunu bir şekilde tamamlaması lazım. Nasıl tamamlayacak? Birçok yol var. Ya özel ders alır, ya okuldaki öğretmenlerine tekrar başvurarak ders alır yada bu eksiklerini gidermek üzere bir kuruma başvurur. İşte bu başvuru kurumu dershaneler oluyor. Türkiye’nin temelinde bu var. Ayrıca Türkiye’de gerçekten temel dersler bazında çok ciddi eksiklikler olduğunu da biliyoruz. Şimdi tabi zaten temel bakış açısında yanlışlık var. Dershaneler, öğrencilere temel ders öğretme amacıyla kurulmuş kurumlardır. Sadece sınava hazırlayan yada sadece teste hazırlayan kurumlar değildir. Bugün dershanelerimizin bazılarında fen bilgisi laboratuarlarımız bile var. Çocuklar okullarında gidemedikleri laboratuarlara bile götürülebiliyor. Okuma salonları var. Okuma yazma yarışmaları düzenleniyor. Yani sadece sınavlara, SBS’ye, yada ÖSS’ye, LGS’ye hazırlayan kurumlar değil dershaneler. Dershaneler Türkiye’de eğitimin bir parçası. Temel matematik öğreten, temel derslerin ana işleyişinin yapıldığı kurumlar durumda. Dolayısıyla bu bakış açısından bakıldığında dershaneler Türkiye’de eğitimin kalitesini artıran kurumlar olarak karşımıza çıkıyor.”
-DÜNYADA DERSHANECİLİK-
Dershanelerin sınav sisteminin oluşturduğu bir kurum olarak görülmemesi gerektiğini belirten TAŞEL, şunları söyledi: “Dünyanın her yerinde dershane var. Araştırdığım kadarıyla 29 tane ülkede dershane var ve bunların tamamı gelişmiş ülke. Mesela Amerika’da dershane var. Amerika’da dershaneler 17 farklı kurs için öğrenci yetiştiriyor ve temel ders düzeyini yükseltmeye yönelik çalışmalar da yapıyorlar. Mesela bin tane şubesi olan dershaneler var. Mesela ben bir kurumu inceledim, dünya çapında da şubeleri var ve 1 milyar dolar cirosu olan dershaneler var. Mesela komşumuz olan Yunanistan’da dershaneler var. İlginç olan bir şey daha var. Yunanistan da üniversite sınavına giren öğrenci sayısı ve üniversite kontenjanları düşünüldüğünde 400 bin öğrenci alabiliyorlar üniversiteye ama 380 bin aday giriyor sınava. Yani Açık bile var. Ama yine de dershaneler var. Neden çünkü insanlar kendisi için doğru olan üniversiteyi seçmeye gayret ediyor.
Dolayısıyla dershaneler sınav sisteminin oluşturduğu bir kurum olarak görülmemeli. Dershaneler Türkiye’de eğitimin yada okulların alternatifi olarak görülmemeli. Okulların tamamlayıcısı, kardeşi olarak görülmeli.”
-DERSHANELERİN EĞİTİME KATKISI-
TAŞEL, dershanelerin eğitime katkısının asla göz ardı edilemeyeceğini savunarak, Türkiye’de insanların sağlık sektöründe daha kaliteli hizmet alma hakkı olduğu gibi eğitimde de kaliteli hizmet alma hakkına sahip olduğuna işaret etti.
TAŞEL, şöyle konuştu, “Biz özellikle şunu gözlemliyoruz. Mesela bir öğrenci dershaneye başladığı zaman bir bakıyoruz ilk yaptığımız sınavlarda 5-6 tane matematik soruyu çözüyor koskoca bir testin içerisinde. Ama sonuna doğru bir bakıyorsunuz, tamamına yakın soruları doğru cevaplamış. Yani bu gelişimi çok net bir şekilde izliyoruz. Eğiteme para ayırdığı için vatandaş bunun karşılığını istiyor. Sen de kaliteli olmak zorundasın, iyi olmak zorundasın. Bu anlamda dershanelerin eğitime kalite kattığını hiçbir zaman göz ardı etmemek lazım. Türkiye’de nasıl ki sağlık sektöründe daha kaliteli hizmet almak isteyen özel hastaneye gidiyorsa iyi matematik, iyi fizik, iyi fen bilgisi öğrenmek isteyen de bir kursa gidebilir. Bu bir arz talep meselesidir. Vatandaşın ihtiyacı varsa gelir sağlık hizmeti aldığı gibi eğitim hizmeti de alır.”
TAŞEL, öğrencilere burs konusunda da yardımcı olduklarını belirterek her beş öğrenciden birine burs sağladıklarını ifade etti
Diğer Haberler & Duyurular
